Page 97 - Çağın Gözden E-Dergi Sayı 2
P. 97
Marmara Denizi’nin günden güne artan kirlilik düzeyi, denizi ve içindeki canlıları güç bir hayat
mücadelesine zorluyor. Uzmanlar, önlem alınmadığı takdirde, bir nevi “can çekişen” Marmara’nın
yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Kirlenme artışıyla meydana gelen plankton
patlamaları, kirliliği gözler önüne seriyor.
Yanda göreceğiniz fotoğraf 20 Mayıs Çarşamba
günü çekildi. Marmara Denizi’nin adeta kırmızıya
boyandığının görüldüğü bu durum, deniz suyundaki
besin tuzu artışından kaynaklanıyor. Tipik bir
plankton patlaması olarak tanımlanan olay, 2000
yılında sadece 2 kez görülmüşken, 2015 yılının
ilk beş aylık periyodunda tam 4 kez meydana
geldi. Plankton patlamaları, genellikle deniz eko-
sisteminin bozulmaya uğradığı durumlarda ortaya
çıkıyor. Eko-sistemin toparlanması için Marmara
Denizi’nde yapılacak arıtım ise ciddi yatırımlarla
mümkün…
Sorunun bu noktaya gelmesinde akla ilk olarak,
Marmara Denizi etrafındaki belediyelerin kontrolsüz
atık deşarjları geliyor. Bunun dışında, Tuna
Nehri’nden Karadeniz’e ardından da İstanbul
Boğazı’nda Marmara’ya dökülen kirleticilerin etkisi
de söz konusu. Son 30 yıldır yoğun kirlilik baskısı
altında olan Marmara Denizi için şimdilik yapılan
yatırımlar maalesef yetersiz kalıyor.
5 AY İÇERİSİNDE TOPLU BALIK ÖLÜMLERİ VE
DENİZANASI SAYISINDA ARTIŞ
4 PLANKTON Organik atıklar ve kanalizasyon kirliliği, Marmara’daki
plankton patlamalarının başlıca sebepleri arasında
PATLAMASI yer alıyor. Önümüzdeki dönemde herhangi bir deşarj
kontrolü veya arıtıma yönelik ciddi yatırımlar yapılmazsa,
toksik madde birikiminden dolayı toplu balık ölümleri
görülebilir. Bunun dışında midyeler de bu toksik maddeleri
Yoğun kirlilik, son 3-4 yıldır, özellikle bahar aylarında Red- bünyelerinde biriktiriyor. Bu da yine riskli bir durumu
Tide denilen plankton patlamalarına sebebiyet veriyor. Bu işaret ediyor. Tüm bu gelişmeler yaşanırken, İstanbul
yıl, renk değişimine değin varan kirlilik, Nisan ayından bu
yana gözlemlenebilir düzeye geldi. İzmit Körfezi’nde başlayan başta olmak üzere, İzmit, Bursa, Balıkesir ve Trakya’daki
değişim, Marmara Denizi’nin iç kısımlarına doğru yayılıyor. sanayi bölgeleri Marmara’yı olumsuz yönde etkilemeye
Deniz içerisinde doğal olarak bulunan, gözle görülmeyen devam ediyor. Ayrıca tarıma bağlı ilaçlama ve gübreleme
mikroskobik canlı türleri, kirliliğe bağlı olarak artışa geçiyor. uygulamalarında kullanılan kimyasal maddeler de
Fakat denizdeki azot ve fosfor dengesindeki değişim, plankton yağmurlarla birlikte
patlamalarına yol açarak ortaya bu gibi kötü görüntüler denize akarak organik
çıkmasına sebep oluyor. Bu olay bilim çevreleri tarafından kirlilik yaratıyor. Bu
“Denizde Gübrelenme” olarak tanımlanıyor. sebeple denizanalarında
anormal bir artış da
meydana gelebilir.
Kısacası Marmara
Denizi, söz konusu
kirlilik baskısıyla tek
başına baş edemeyecek
kadar yorgun artık.
Denizdeki sıfıra
yaklaşan oksijen oranı,
canlı yaşamını ciddi
biçimde tehdit ederken,
kontrolsüz deşarj, arıtma
tesislerinin kapasite
yetersizliği ve buna
bağlı olarak arıtma
periyotlarının yetersizliği
onu olduğundan daha
kötü bir duruma doğru
sürüklüyor. Ciddi adımlar
atılmadığı takdirde,
elimizde yalnızca bakıp
özleyeceğimiz eski
fotoğrafları kalabilir.
95