"Gözünüz geleceğe sağlıkla baksın."

Hafta içi : 09:00 - 19:00
Cumartesi : 09:00 - 18:00

Glokom Ameliyatları

service-3

GLOKOM

Halk arasında göz tansiyonu ve karasu adlarıyla bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Glokomda, göz içindeki sıvı basıncı yükselmesi, görme yeteneği için gerekli olan görme sinirinde hasara ve görme kaybına neden olur. Genellikle belirti vermeden, sessiz ve gizli şekilde ilerler. Sinsi bir hastalık olan glokom, geç tanı konulduğunda görme sinirinde onarılması mümkün olmayan ciddi tahribatlar oluşturabilir.

Glokom Kimlerde Görülür?

Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir. 40 yaş üzerinde %2, 60 yaş üzerinde %10 oranında görülür.  Glokom herkeste ve her yaşta görülebilir. Ancak 40 yaşın üzerinde olanlar, şeker hastalığı, hipertansiyonu, yüksek miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar glokomun daha sık görüldüğü grupta yer alırlar. Ailesinde glokom olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir.

Glokomun Belirtileri Nelerdir?

Göz içi sıvısının üretiminde artış veya dışa akımında azalma varsa “açık açılı glokom”; dışa akım yollarında tıkanıklık varsa “kapalı açılı glokom”a sebep olur. Açık açılı glokom ağrısız ve yavaş seyreder, bu sebeple erken farkına varılmaz. Hastalık erken teşhis edilmeyip ilerlerse, görme sinirindeki harabiyete bağlı olarak görme alanında kör noktalar oluşur. Hasta, görmesinde azalma hissettiğinde hastalık genellikle ileri safhalara gelmiştir. Tedavi başlanmazsa görme alanı bir tünelden bakıyormuş gibi daralabilir. Bu safhada da tedavi edilmezse kalan görme de kaybolur. 

Glokomun seyrek görülen kapalı açılı tipinde göz tansiyonu çok yüksek değerlere ulaşıp, şiddetli ağrı ve bulanık görmeye neden olur. Bilhassa gece bulanık görme, gece ışıklar etrafında haleler görme, görme alanı içinde bazı bölgeleri görememe ( kör noktalar ), normalde şeffaf bir doku olan korneanın bulanması, gözde ağrı ve kızarıklık, başağrısı, bulantı, kusma ve halsizlik belirtilerini gösterir.

Glokom Riskini Arttıran Faktörler

  • İlerleyen yaş (40 yaş üzeri)
  • Ailede glokom öyküsü (genetik yatkınlık)
  • Şeker hastalığı
  • Migren
  • Yüksek miyopi ve hipermetropi
  • Yüksek - düşük kan basıncı
  • Uzun süreli kortizon tedavisi
  • Göz yaralanmaları

Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksektir. Bu özelliklere sahip kişilerin erken tanı için düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir.

Glokom Tanısı

Hastalık herhangi bir belirti vermediğinden ve oluşan görme kaybı geri döndürülemediğinden glokomda erken tanı çok önemlidir. Hastalık ne kadar erken tespit edilirse, görme kaybı da o derece az olacaktır. Glokom ayrıntılı bir göz muayenesiyle teşhis edilebilir. Teşhis için ya da gözün durumunu tespit etmede kullanılan diğer yardımcı testler:

  • Göz tansiyonu ölçümü
  • Görme alanı tespiti
  • Santral kornea kalınlığı tespiti
  • Gözün ön kamara açısının değerlendirilmesi (gonyoskopi)
  • Görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri yöntemler (NFA, RFT, HRT, OCT gibi)

Glokom Tedavisi

Glokomun tedavisi üç şekilde yapılmaktadır:

İlaç Tedavisi : En sık kullanılan tedavi yöntemidir. Glokomun ilaç tedavisinde kullanılan birçok damla mevcuttur. Bu damlalar ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak göz içi basıncını düşürürler. Belirli aralıklarla düzenli olarak ve hayat boyu kullanılırlar. İlaç tedavisine rağmen görme kaybı artıyor ve göz tansiyonu düşmüyorsa diğer tedavi yöntemlerine başvurulur.

Lazer Tedavisi : Glokomda pek çok amaçla laser işlemi uygulanabilir.  İlk olarak; akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün glokom krizine girmesinin engellenmesinde kullanılır. Gecikmeden uygulandığında bu yöntem çok başarılıdır. Açık açılı glokomda göz içinde üretilen sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için lazer, süzgeç benzeri dışa akım kanallarına uygulanır. Ancak bu yöntemin etkinliği ve süresi kişiden kişiye değişir. Lazer tedavisi ile yeterli basınç düşüşü sağlanamazsa cerrahi tedavi gerekebilir. 

Cerrahi Tedavi : Göz sıvısının kan damarlarına ulaştırılabilmesi için yeni bir boşaltım yolu sağlayarak göz içi basıncının düşmesi amaçlanan bir tedavi yöntemidir. Gözün beyaz tabakasında küçük bir delik açılarak yapılır. Amaç gözle göremediğimiz bu küçük delikten göz içindeki göz içi sıvısının tahliyesidir. Kesin tedavi olmakla beraber bazı hastalarda nüks olabileceğinden belli aralıklarla kontrol önerilir.