"Gözünüz geleceğe sağlıkla baksın."

Hafta içi : 09:00 - 19:00
Cumartesi : 09:00 - 18:00

Sarı Nokta Hastalığı

Sarı Nokta Hastalığı

Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Erkan TIRAK

 

Makula (sarı nokta), merkezi ve keskin görmeden sorumlu retinanın ortasında bulunan bir alandır. Makula içinde mevcut olan özel pigment maddeleri sebebiyle sarı nokta adını alır. Gözümüzün görmesini sağlayan ışık makulada odaklanır.

Sarı nokta hastalığı olarak bilinen yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) hastalığı, keskin görmeyi sağlayan fotoreseptör hücrelerinin ilerleyici ve kalıcı hasarıyla gelişen iki gözü de etkileyen bir hastalıktır.

Sarı nokta hastalığının iki tipi vardır. Bunlar yaş ve kuru tiplerdir. Hastaların yaklaşık yüzde 80’i gibi büyük çoğunluğunda kuru diğer adıyla atrofik tip bulunsa da, görme kaybından en çok yaş diğer adıyla eksüdatif tip sorumludur.

Kuru tipte görmenin azalması yıllar içinde gelişir ve düşük seviyelere geriler. Yaş tipte ise ani görme kayıpları görülür. Kuru tipte olanlar da bazen yeni damarlar gelişerek yaş tipe dönebilir.
Yaş tipte oluşan yeni damarlar, sarı noktaya kanama ve sıvı kaçağı yapacak şekilde kırılgandır.

Sarı nokta hastalığında yıllar içinde makulanın yapısı bozularak, bakılan yerin ortasında lekeli bulanık eğri kırık kırık görme gibi şikayetlerle başlar. Hastalık bazen bir gözü daha az etkilediği için görme kaybı ileri seviyelere ulaşana kadar hasta tarafından fark edilemeyebilir. Eğer her iki gözde hastalık varsa görme problemleri daha çabuk farkedilir.

Erken tanısıyla görme hasarının en az seviyede korumanın mümkün olabildiği bu hastalıkta 60 yaş üzeri herkesin kontrol edilmesi gerekir.

Birinci derece yakın akrabalarında YBMD olanlar, sigara içenler, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği ve  şeker hastalığı gibi kalp damar hastalığı olanlar, katarakt ameliyatı geçirmiş olanlar YBMD hastalığı açısından yüksek riskli grupta oldukları için daha erken yaşta ve daha sık kontrol edilmelidirler. Kadınlar erkeklerden daha fazla risk altındadırlar.

YBMD hastalığı tanısı olanlar herhangi bir şikayeti olmasa dahi en az 6 ayda bir düzenli olarak kontrol edilmelidir. Bu hastalara evde kendilerini kontrol etmeleri için amsler grid testi adı verilen kareli kağıt verilerek hergün kontrol etmeleri tavsiye edilir. Kareli kağıda bakarken herhangibir gözünde kırık ve eğri görüntüsü saptanması halinde acilen göz hekimlerine başvurmaları önerilir.

Rutin göz muayenesi esnasında göz dibi muayenesi yapılarak tesadüfen hastalık tanısı konulan hasta sayısı çoktur.

Muayene esnasında hastanın göz dibine bakıldığında drusen ve retina pigment epiteli değişiklikleri gibi hastalığın erken dönemine ait bulgular saptanır. Bu hastalara damla damlatılarak retina görüntüleri alınır.

Tanı konulabilmesi amacıyla bu hastalara fundus fluoresein anjiografisi (“Göz anjiosu”) ve makula OCT (“göz tomografisi”) testleri yapılır.

Bu testler hem hastalığın tanısı hem ayırıcı tanısı hem de takibi amacıyla rutin olarak en az 6 ayda bir yapılmalıdır. Ancak bu testlerde kuru tipten yaş tipe döndüğü saptanırsa OCT testi aylık kontrollerle bile yapılması gerekebilir.
Sarı nokta hastalığında görme kaybı geri dönüşümsüz olduğu için çok sık kontroller yapılmalıdır ve yaş tip bulguları saptandığı takdirde en acil şekilde tedaviye başlanmalıdır.

Aynı zamanda kuru tip hastalara ilerlemenin yavaşlatılması için A, C, E vitaminleri ve çinko, selenyum, lutein , zeaksantin ve omega 3 gibi destek tedavileri fayda vermektedir. Lutein,  domates, havuç, portakal, kivi, karalahana ve ıspanakda bulunur. A vitamini kayısı, kuşkonmaz, maydanoz ve ıspanakta, C vitamin siyah üzüm, narenciyede, E vitamini ise soya fasülyesi, ceviz ve marulda bulunur. Selenyum, ceviz, et, sakatatlar, balık ve kabuklu deniz ürünlerinde bulunur. Zeaksantin yumurta sarısı, ıspanak, brokoli, mısırda bulunur. Omega 3 ise yağlı balıklar ve hamsi somon gibi deniz ürünlerinde bulunur.

Ancak sarı nokta hastalarının bu vitaminlerden faydalanabilmeleri için bu maddelerin aşırı tüketilmesi gerektiği için bu maddelerin yeterli dozda bulunduğu tedavi haplarından kullanılmaları tavsiye edilir. Aynı zamanda bu hastaların UV filtreli güneş gözlükleriyle kendilerini güneşten korumaları da çok önemlidir.

Yaş tipin tedavisinde ise yeni damarlar oluşumunu durdurmayı hedefleyen vasküler endotelyal büyüme faktörü inhibitörleri (anti VEGF) ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar steril ameliyathane şartlarında göz içine küçük iğneler yardımıyla enjente edilirler. Bu ilaçların göz içinde belirli bir yarılanma ömrü olduğu için bir süre sonra etkinliklerini kaybettikleri için tekrarlayan aylık enjeksiyonlar şeklinde uygulanması gerekmektedir.

Yaş tip sarı nokta hastaları aylık kontrollerini OCT testi ile yaptırarak kanama yapma eğiliminde olan damarları kurutulana kadar antiVEGF iğne tedavilerini ihmal etmemelidirler. Tekrarlayan iğne tedavilerini aksatmadan yapılması görme kaybının en az seviede tutulabilmesi açısından çok önemlidir. Kareli kağıt testiyle sürekli kendilerini kontrol ederek kırık ve eğri görme durumunda en kısa sürede hekime başvurmalıdırlar.

Çok düşük görme seviyelerine inen ileri grup sarı noktalığına sahip hastalarda son dönemde kullanımı başlıyan göz içine yerleştirilen özel mercekler de görme rehabilitasyonu açısından gelecek vadetmektediler. Bu mercekler aynen katarakt ameliyatlarında olduğu gibi ameliyatla göz içine yerleştirilen teleskopik özel  merceklerdir. Göz içi enjeksiyon tedavilerinin tamamlandığı ve merkez görme kaybının ileri düzeyde olduğu seçilmiş hasta gruplarında fayda vermektedir.