"Gözünüz geleceğe sağlıkla baksın."

Hafta içi : 09:00 - 19:00
Cumartesi : 09:00 - 18:00

ÇAĞIN GÖZ HASTANESİ 'Fener & Balat Turu'

ÇAĞIN GÖZ HASTANESİ 'Fener & Balat Turu'  

ÇAĞIN GÖZ HASTANESİ 'Fener & Balat Turu'

Gezimize 02 Ekim Pazar günü sabah saat 10.00’da Cibali Kadir Has Üniversitesi önünde buluşarak başladık. Cibali, karakolu ve Yenikapı’ya uzanan yangınlarıyla akla gelen renkli bir semt. Cibali’de bulunan tarihi eserlerden biri olan Ayakapı, Haliç’ten Fener’e uzanan yol boyunca bulunan V. yüzyıldan kalma surlar üzerine yapılmış. Mimar Sinan tarafından inşa edilen bu kapı, adını bulunduğu semte de vermiş. Ayakapı’daki en önemli tarihi yapı Gül Camii (Aya Theodosia Kilisesi). Bizans kilisesi olarak inşa edilmiş ve 15. yüzyılın sonlarına doğru camiye dönüştürülmüştür. Cibali’nin arka sokaklarında ve Gül Camii’nin yakınlarında İstanbul’un en eski hamamlarından biri olan Küçük Mustafa Paşa Hamamı bulunuyor. Ana cadde üzerindeki Noel Baba Kilisesi (Ayios Nikolaos), denizcilerin koruyucusu olan Aya Nikola’ya adanmış. Cibali’den Fener’e geçtik. Fener, Osmanlı’da sarayda önemli görevlere sahip Rumların oturduğu bir semtmiş. VI. Yüzyıldan beri Ortodokslar için önemli bir yer olan İstanbul’da bulunan Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, çeşitli kiliselerde faaliyetlerini sürdürmüş, son olarak 1602 yılında Aya Yorgi Kilisesi’ne taşınmış. 19. yüzyıla kadar Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağlı olan İstanbul’daki Bulgarlar, Sveti Stefan Bulgar Ortodoks Kilisesi’ni inşa ettirmişler.

Fener’deki kırmızı bir kale görünümündeki ihtişamlı yapı, Fener Rum Erkek Lisesi. 1881 yılında mimar Perikles Dimadis tarafından inşa edilmiş; yapımında Fransa’dan getirtilen malzemeler kullanılmış. 11. Yüzyılda inşa edildiği ileri sürülen Meryem Ana Rum Ortodoks Kilisesi’nin varlığını sürdürmesinin serüveni ve Osmanlı döneminde 22 yıl İstanbul’da yaşayan Boğdan Prensi Dimitri Kantemir Evi. Turhan Oğuzbaş’ın güftesinde, İsmet Nedim’in bestesinde, Behiye Aksoy’un sesinde ölümsüzleşen ve Fenerli Rumlar’ın asırlık uğrağı olan Agora Meyhanesi, Balat’ın orta yerindedir. Fenerli ve Balatlılar’ın deyişiyle, Haliç’in bütün yolları Agora Meyhanesi’ne çıkar! Asteri Dulidis tarafından 1890 yılında açılan Agora, İstanbul’un yaşayan en eski meyhanesidir. Elmalı sıcak şarabı İstanbullu’lara ilk kez tattıran Agora Meyhanesi, Asteri’den sonra oğlu Stelyo tarafından yaşatılmış, ardından torunu Hristo’ya kalmıştır. İşletmesi 1988 yılında Sabahattin Üstün devraldı, Agora Meyhanesi tümden yenilendi ama 1990’ların sonunda (müdavimin Haliç semtlerinden el etek çekmesiyle) kapısına kilit vuruldu. Bir sonraki duraklarımız Surp Hıreşdagabed Ermeni Kilisesi, Vlaherna Ayazması, Bizans İmparatorları’nın yaşadığı Blachernae Sarayı’nın kalıntıları üzerine inşa edilen İvaz Efendi Camisi ve yenileme çalışmaları devam eden Bizans’tan günümüze ayakta kalan tek yeraltı zindanı olan Anemas Zindanları ve Surlar oldu.